Thursday, February 11, 2016

LECTURE BY SAVAŞ ŞENEL: "IN ORDER NOT TO MISS THE BIG PICTURE" 12/02/2016





LECTURER: Savaş ŞENELTOPIC:" IN ORDER NOT TO MISS THE BIG PICTURE" SEE YOU TODAY,FARABI TALKS
Posted by Farabi Talks on 11 Şubat 2016 Perşembe





-----------------------------
-------------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI

Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com



(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

-------------------

Sunday, August 09, 2015

Her Zaman Yazamıyorum... Ne Gelir Elden?

video

Suskun kaldığım zamanlarda okurlarım: “Yeni yazılar yok mu” diye soruyorlar. Ben de suçluluk duygusuyla karışık bir mahcubiyet hâli içinde: “Şimdilik yok” diyorum.


Yazmak, bütünüyle benim elimde olan bir şey değil. Yani bazen istesem de yazamıyorum.


Yazmayı tatsız bulduğum zamanlar da oluyor. O zamanlar kenara çekilip kendimi dinliyor, bir şeyler okuyor veya ilgimi çeken filmleri seyrediyorum.


Bazen, peşimde dolaşan bir hüznü yaşayıp-bitirmem, eğer bütün bütün kaybolmayacaksa, onu, beni artık üzemeyeceği bir şekilde kanıksamam gerekiyor. Dolayısıyla, beni sessizce teslim alıp kendisi yorulana değin veya artık ben acı duymaz bir hâle gelene kadar, beni hırpalamasına izin veriyorum. Böylesi dönemlerde de yazamıyorum.
Bazı zamanlarda da yapmak istediğim şeylerle ilgili çalışmalarım ve bunlarla ilgili görüşmelerim oluyor. O aralarda, sadece yazı konuları biriktiriyorum


Bazen de, yazmanın beni çokça yorduğunu hissettiğim oluyor. Çünkü yazma alışkanlığı, insanda farklı bir duyarlık geliştiriyor. Basit görünen şeylerde derin sevinçler veya derin hüzünler görebiliyorsunuz. Bir ara, sadece görüntüyle yetinebildiğiniz veya bazı şeyleri görmeden yaşayıp-gitmiş olduğum zamanları özlüyorsunuz.


Yazmak istediklerimle yazmam gerektiğini düşündüğüm şeylerin örtüşmediği dönemler de oluyor. Ben: "Güzel şeyler yazayım" derken, içimden bir öfke dalgası yükseliyor. Belki de o öfke dalgasının sebeplerini de okuyucuyla paylaşmam gerekiyor. Ama ben yapamıyorum, çünkü ne okurum ne de ben buna alışığız. Bu türlü dönemlerde susup öfke dalgasının bir sonraki ziyaretine değin ortadan kaybolmasını bekliyorum ve yazmıyorum.


Anlayacağınız, suskunluğumun çeşitli sebepleri olabiliyor.


Ama bu suskunluklar çok uzun sürmüyor.


Önünde-sonunda bir şeyler yanıma gelip: “Yeter artık, beni yaz” diyor…


Ve ben yeniden yazmaya başlıyorum…
----------------


SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Saturday, September 21, 2013

‘BIRAKINIZ OKUSUNLAR, BIRAKINIZ SEYRETSİNLER"-Benimle Yapılmış Olan bir Röportaj (Medyatik Terapi)

 - İSTANBUL-ZAMAN 
Savaş Şenel, ‘medyatik terapi’ adını verdiği metotla gençlere farklı bir öneride bulunuyor. Ona göre, eğitimciler vermek istedikleri mesajı, bir film, bir roman üzerinden yaptıkları zaman daha akılda ve gönülde kalıcı oluyor. “Ben bir şiir kadar etkili olamam.” diyen yazar, edebî metinlerin yaraya şifa tarafının olduğunu düşünüyor. Röportajın devamını okumak için bu satırı tıklayınız.
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Monday, January 04, 2010

HA ŞAİR, HA ÇOCUK



-->
SAİD SAVAŞ

HA ŞAİR, HA ÇOCUK

Ha şair, ha çocuk,
Her şeyi derin yaşarlar,
Çabuk unuturlar da
İkisinin de kalbinde
Şiir kalır ama.

Çok üzülmeyin ağlamalarına
Nasılsa şiir kalır hüzünden yarına
Ha içtendir ağlamaları,
O başka…

Hele bir şair…
Birden bire unutabilir.
Çok, ama çok acıttınızsa,
Derin yaşar, çabuk unutur.
Budur yasa.

Çok kurşun yer şaşırırsınız,
Çok sonra, ama birden ölür,
İncinse de bekler sabırla.
E ne yapsın bir gün unutur.

Acıtmaz mı unutmak şairi?
Elbette.
Yoksa nasıl çağırsın onca şiiri.
Hangi yüzle?

Üzdünüzse bir şairi
Size gururun tadı kalır.
Şaire ise güzel şiirler.
Sizi kimse bilmez,
Ama onun adı kalır.
-----------------

-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Sevdiğim bir şey kırılırsa, ben de kırılıyorum: Ama bir kalp, ama bir fincan! Fark yapmıyor!



2008 yılında Çin’e beki 6. belki de 7. kez gittiğimizde, bir fabrikayı geziyorduk. Bu gezinti sırasında, yanda yer alan fotoğraftaki kupalar dikkatimi çekti. Bunlar fabrikada çalışmakta olan işçilerindi; sanıyorum bunların içine erişte- makarna koyup sıcak su ekliyorlar ve “noodle” dedikleri, Çin’in sayesinde değil, Amerikan filmlerinin sayesinde, artık herkesin az-çok bildiği “çabuk makarnayı” yapıyorlardı. Onca renkli kupayı bir arada görünce, hemen bir fotoğrafı çektim. Güzellerdi, güzel bir şekilde dizilmişlerdi ve benim de dikkatimi çekmişlerdi.
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Wednesday, September 30, 2009

Neler Gördünüz, Neler yaşadınız da Hayata Bu Kadar Çabuk Doydunuz?


Geçenlerde bir öğrenci adayıyla konuşuyorduk. İngilizce öğrenmek istiyordu. 20 yaşlarındaki bu delikanlıya bazı sorular sordum ve aslında bu konuda hiç de istekli olmadığının farkına vardım. Üstelik o ana kadar, bırakın İngilizce ile ilgili, hayatla ilgili hiçbir hayalini keşfedememiştim ve bu beni üzmüştü. En sonunda ona ders vermemeye karar vermiştim. Ama arada başka birisi vardı ve onu da kırmak istemiyordum.

Dolayısıyla öğrenci adayının gerçek düşüncesini kestirme bir yoldan ifşa etmesini sağlamak için, kendisine şu soruyu sordum: “10 dakika içinde İngilizce öğretebilirsem bana ne kadar para verirdin? Bu konudaki hayalin ne kadar bir masrafa değer?” Bu soruyu sormamdaki amaç, konuyu ne kadar önemsediğini-aslında önemsemediğini anlamaktı. Sorumun benim alacağım ücreti belirleme konusunda bir etkisi yoktur, çünkü bu konu zaten belirlenmişti.

Delikanlı, eğer on dakika içinde ona İngilizce öğretirsem, bana sadece 3000 TL vereceğini söyledi, çünkü İngilizce öğrenmenin onun için hiçbir anlamı olmadığını; sadece babası istediği için öğrendiğini ve hayatta her şeye doyduğunu söyledi. İşin içinde biraz tilki kurnazlığı da vardı. Yani bizi onure etmekten kaçınıyordu. Bazı insanların mankenlerden, gece kulüplerinden esirgemedikleri, ama entelektüellerden ve eğitimcilerden esirgedikleri şeyler vardır!
Onun bu "3000 TL" içeren cevabı üzerine ben de ona ders veremeyeceğimi söyledim. Çocuğu hor görmüyordum elbette. Potansiyeli de vardır. Ama bir arabayı sürekli iterek çalıştırmayı hiç sevmem. Bunun Ferrari olması da, durumu iyileştirmez ve daha da komik bir hâle getirir!

Görüşmemiz bittikten ve delikanlı ofisten ayrıldıktan sonra, bu delikanlı hakkında daha ayrıntılı bilgiler edindim. Bu yaşta hayata nasıl doymuş olabilirdi! Fatih Sultan Mehmet hayata doymamış, İstanbul’u fethetmişti. Büyük İskender neredeyse, dünyanın yarısını fethetmişti ve cephede akşamları ülkesinden getirttiği kitapları okuyordu. Merhum dedemiz 87 yaşıan kadar bahçesinde güller yetiştirmeye doymamıştı. Bu delikanlı neler yaşamış, neler yapmıştı da 20 yaşında hayata doymuştu?

Sonra benim kediler gözüme ilişti. Baktım ki mama yiyince sevilmekten başka bir ihtiyaçları kalmıyordu. Yani hayata doymuş oluyorlardı. Çünkü bildikleri ve programlarında olan başka bir şey yoktu!

Demek ki bir insana hangi ufku gösterirseniz, ona ulaştığında doyabiliyor. Bunun gerçekten hayatı duyumsamış olmakla ilgisi yok. Bir insana rezidans+araba+gece hayatı üçgenini hayat diye anlatınca, bunlara ulaştığında hayata doymuş oluyor. Düşündüm acaba Büyük İskender zamanında rezidanslar, Range Rover’lar veya gece kulüpleri olsaydı, bu insanlar hayata doyarlar mıydı? Acaba işin sırrı bu mu? Ben acaba o yüzden mi sürücü ehliyeti almadım, gece kulübüne gitmedim? Mamasını yemiş olmanın rahatlığıyla, artık hayatta başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen kediler gibi olmamak için mi?

Ben yazmaya, sevmeye, sevilmeye, dünya ülkelerini görmeye, sevdiklerime doyamadım. Hayallerime, yaşadığım duygulara, muhasebelerime ve yerli-yersiz özlemlerime bir ömrüm daha olsa yetmez. Yoksa çok mu aç gözlüyüm?

Mesela hayallerimden birisi Üsküdar’da 3 katlı müstakil bir ev satın alıp, klasik bir şekilde döşemek ve öğrencilerimi, okurlarımı, yabancı misafirlerimi ve dostlarımı bu evde ağırlamaktır.

Acaba bir rezidans düşlesem daha mı iyi olurdu?

-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Sunday, April 26, 2009

ANNELER VE ŞAİRLER


Vakitli vakitsiz saat çalıyor. Birkaç gündür bu böyle; odamda işlerime dalmışken saatin melodisini duyuyorum. Saati kurduğumuz zaman, sizi alışıldık bir zil sesiyle değil de, tatlı bir melodiyle uyandırıyor sabahları. Bu saatin nereden geldiğini hatırlamaya çalışıyorum. Evet, kız kardeşimin düğün hediyelerinden birisi bu saat.

Merakla kalkıyorum… Zaten biraz ara vermeye ve evdekilerle şakalaşmaya ihtiyacım var. Saatin çaldığı yöne, salona doğru gidiyorum. Yaklaştıkça saatin tatlı sesi daha bir kuvvetli geliyor. Bakıyorum, annem saatin başında oturmuş ve kendisini içli bir ağlamaya bırakmış. Meseleyi anlar gibi oluyorum: Kardeşim uzaklara gelin gitmişti, ama saatin de içinde olduğu düğün hediyelerini ve diğer birkaç eşyayı daha sonra almak üzere bırakmıştı. Annem, kardeşime duyduğu özlemin ağırlığını hissettikçe, kardeşimi anmak için onun saatini kurup, o tatlı melodisini dinlermiş meğer! Böylece, saatin günlerdir vakitli vakitsiz çalışının sebebini ve anne kalbinin farklılığını bir kere daha anlıyorum.

Anneler işte böyledirler… Bir kere hasret, bir keder veya bir coşku yüreklerine düşmüşse, onları teskin etmenin veya onlara soğukkanlı olmalarını tavsiye etmenin anlamı yok. Aslında, onlarla aynı boyutta da değiliz ve olamıyoruz da. Onlara şaşırmak da yersiz bir şeydir. Bir ayrılık veya bir başka heyecanlı hâdise karşısında bu kadar hassas olmak, o hadisenin etkisinde kalıvermek onların kendi seçimleri de değil.

Duyarlı olma bahsinde anneleri hatırlatan şairler veya şair ruhlu insanlar için de, benzeri bir durum söz konusu… Onların da, hâdiselerin getirdikleriyle, diğer insanlardan daha fazla hırpalanmaları kendi seçimleri değil…

Bence, şairlik veya annelik, çok ciddî bir sınavdır. Durup dururken, ani bir duygu seline kapılıvermek, yalnız yaşanan ânın değil, aynı zamanda geçmişin ve geleceğin farkına, umulmadık bir yer ve zeminde, diğer insanlardan daha derin ve farklı bir şekilde, tekrar tekrar varmak dayanılması zor bir durum olsa gerek…

Bu denli hassas olmak, insanı, kendisini ve hâdiseleri ciddî olarak sorgulamaya, onların ötesinde ne olduğunu anlamaya itiyor. Bir annenin veya bir şairin yaşadıkları bazen, insanı haddi olmayarak kadere karşı geçici bir kırgınlığa kadar götürebiliyor. Ama bu badireyi atlattıklarında, kalpleri hüzünlerin ve endişelerin keskin darbeleriyle daha bir işlenerek, sanki fazlalıklarından kurtularak, değerli birer eser olma yoluna girmiş bulunuyor. Ve kendilerini en iyi yine Allah’ın bildiğini anlamış oluyorlar.

Annelerin veya şairlerin bir kişilik bir ömrü sürdüklerini söylemek çok zor… Sadece bir kişinin hüzünleri veya sevinçleri değildir yaşadıkları. Onlar kalabalık yaşıyorlar, onlara tesir eden şey, kendi dertleri veya sevinçleri olmayabilir. Başkalarının da sevinçlerini veya üzüntülerini de paylaşırlar, hatta yaşarlar. Nasılsa yeryüzünde sevinçli veya hüzünlü bir insan vardır. Hiçbir şey bulamazlarsa, kendi gönül saatlerini kurar ve onun melodisini dinlerler.

Acaba hiçbir sevinci tatmıyorlar mı bu insanlar peki? Mutlaka tadıyorlar. Ama sanıyorum, dünyanın iğretiliğini, her şeyin ne denli zayıf ve fani olduğunu yüreklerinde devamlı bir şekilde duyuyor bulunmaları, sevinçlerini içlerinden gele gele yaşamalarına da izin vermiyor. Çoğu zaman da “sevinçteki yitirme korkusunu” “ayrılıktaki ümit” ile takas ediyorlar. Dünya, aslında herkese, kendisinin geçici ve kararsız bir yer olduğunu değişik biçimlerde anlatıyor ve hissettiriyor. Ama dünyanın bu fani olma hâli, annelerin veya şairlerin yüreğinde karşılığını daha derin bir şekilde buluyor.

Anneler ve şairler… Birbirlerini en iyi anlayacak olan kişiler bence onlardır. Ve onları da en iyi bilen de, onlara şefkati ve inceliği veren Allah’tır. Bu sebeple olsa gerek, bana göre, Tanrıya en çok annelerin ve şairlerin ihtiyacı var!

İnsanların, sadece kendi dertlerine ağladıkları, kendi sevinçlerini de başkalarından kıskanarak ve saklayarak yaşadıkları zamanımızda, annelerin ve şairlerin içlerinde taşıdıkları, o “”yakıcı”" ve “”öldürücü”" duyarlık, en çok ihtiyacımız olan şeylerden birisidir.
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------