Saturday, July 19, 2008

KİTABI ÇIKMIŞ OLAN BİR YAZAR, DOSTLARINDAN, ARKADAŞLARINDAN VE ÖĞRENCİLERİNDEN NE BEKLER?


Arkadaşlarım, dostlarım veya öğrencilerim bana kitap satışlarının nasıl gittiğini soruyorlar. Ben de “iyi gidiyor” diyorum. Hâliyle mutlu oluyorlar. Bana kitabım hakkında bu soruyu soranların çoğu kitabımı almış oluyorlar. Fakat bazıları da kitaptan haberleri olduğu hâlde, kitabımı almamış bulunuyorlar. Ama her nasılsa kitabımın çok satmasını can-ı gönülden istiyorlar! Kitabımın iyi sattığı haberiyle yaşadıkları mutluluk, onlara kendi olası katkılarını unutturuyor. “Nasılsa kitap satılıyor, ben kitabı almasam da olur” hissine kapılıyorlar.

Onlarla aramızdaki hukuk açısından bakarsak, bu durum bana “şaka gibi” geliyor ve bana bu şaka yapıldığında, şakayı yapan kişiye yukarıdaki resimdeki gibi bakmaya başlıyorum!

Başka bir deyişle bu, bir çiçeğin büyümesini yürekten istediğini söylemek, ama ona bir damla su vermemek gibi bir şey! Halbuki bu kitap-çiçek çok su götürür!

İnsanların daha iyiye gitmesini istedikleri bir konuda, aslında katılımcı olabileceklerini unutmaları nadir bir olay değil. Bunu her yerde görebiliriz. Bir konuyu geliştirebilecek kişilerden birisi olduğumuz hâlde, kendi rolümüzü nedense unuturuz veya kendi katkımızı önemsiz görürüz. İyi bir şeyin gelişimine katkıda bulunmak, sanki başkalarının görevi gibi gelir. Halbuki, sizin attığınız veya atacağınız adım da çok önemlidir.

Kendisiyle sohbet ederek saatlerinizi harcamaya hazır olduğunuz birisinin kitabını almıyorsanız, aklıma şu gelir: Paranız zamanınızdan daha kıymetli demektir. Bu da bir dostunuz olarak beni kendi adıma değil, sizin adınıza üzer. Çünkü zaman paradan kıymetlidir. Dolayısıyla bu düşünce tarzına ulaşmış olmanızı veya en yakın zamanda ulaşmanızı diliyorum.

Elbette paranızı saçıp-savurun demiyorum. Bu hiç de akıllıca bir öneri olmaz. Ama bir yazarın iyi niyet ve temennilere ihtiyacı olduğu kadar, tirajı yüksek kitaplara da ihtiyacı vardır. Burada temel ilke şudur: Benim fikirlerimin başkalarına yararlı veya bir şekilde kazanım olduklarına inanmalısınız. Tavsiyedeki samimiyetin temel göstergeleri şunlardır: Tavsiye edilen ürünün, hizmetin veya eserin yararlı olduğuna inanmanız ve onu kullanmak üzere para harcamanız. Unutmayın insanlar güzel konuşmalardan değil, yaptıklarınızdan etkileniyorlar ve sizler de öylesiniz!

Türkiye pazarına kısa bir zaman önce girdikleri hâlde başarıyı yakalamış olan katlı pazarlama şirketlerinin sırrı buradadır. Distribütörlerine ürünleri önce kendilerinin kullanmalarını, ürünleri ve hizmetleri tanımalarını, sonra tavsiye etmelerini öneriyorlar. Bazı “uyanık” kişiler, bunu da pazarlama numarası olarak açıklasalar da, bu basit bir “kurnazlık” değil, çok mantıklı bir “pazarlama taktiğidir.” Evet taktiktir, ama “kurnazlık” ve “aldatma” içermiyor.

Özetle, bana kitap satışlarımın nasıl gittiğini soran kişilere, ilgilerinden dolayı müteşekkir olduğumu söylemek isterim. Ama kitabımı kendisi almış bir şekilde bana bu soruyu soranlara daha fazla müteşekkirim! Hatta bazıları herhangi bir şekilde bir dostlarına hediye vermekleri gerektiğinde, kitabımı hediye ediyorlarmış. Bir öğrencim bunu Babalar Gününde yapmış!

Kitabımı satın alıp, okuyup tavsiye edenlere daha çok müteşekkirim diyorum çünkü onlar sayesinde, yazmaya ve okumaya daha fazla zaman ayırıp, daha çok eser verebilirim. Girişimcilere, karmaşık piyasa koşullarında yaşadıkları “travmayı” atlatmaları, gençlere hedefleri konusunda ve daha bir çok kişiye bir çok konuda daha fazla yardımcı olabilirim. Ünlü olmak mı? Onu hiç sevmedim. Ünlü olmak, benim yolumun sonu değil, olsa olsa “katlanmak” zorunda kalacağım ve “bunaltıcı” bir yan ürün olabilir.

Kitabımı büyük kitapçılarda, internet mağazalarında bulabilirsiniz. Gittiğiniz bir kitapçıda raflarda kitabımı göremezseniz, mutlaka görevlilere sorunuz. Bir yerlerden bulup-getiriyorlar!


Konuyla İlgili diğer yazılar, öneriler: Görmek istediğiniz linkin adını tıklayınız:Hayatı Iskalama Lüksün Yok!

-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Saturday, July 05, 2008

SARIŞIN KIZ



Lise bir öğrencisiyken, sanırım Perşembe günleri, kendi sınıfımızdan daha büyük bir dersliğe gidiyor ve başka bir şubeden gelen öğrencilerle, bir dersi birlikte alıyorduk.

Onu ilk kez o zaman, o derslikte gördüm. Yakın arkadaşı olduğunu düşündüğüm başka bir kız öğrenciyle aynı sırayı paylaşıyordu. Sarışın kız, kendi hâlinde ve bana göre çok sıra dışı bir kızdı. Belki sarışın da değildi, ama nedense ben, onu hep sarışın bir kız olarak hatırlıyorum.

Ben, yaşıtlarına göre çokça okuyan, ama kendi branşıma karşı ilgisiz görünen ve atölyemizde her fırsatta şiir kitaplarına veya farklı alanlarda yazılmış kitaplara göz atan duygusal bir çocuktum. Çekmecemde her zaman kitaplar veya dergiler bulunurdu.

Sarışın kız çok nazik görünüyordu. Saçları, endamı, duruşu, doğrudan görmediğim bakışları ve uzaktan duyduğum konuşmaları bana çok güzel geliyorlardı veya belki de bütün bunlar gerçekten güzeldiler bilmiyorum. Onunla konuşma şansı olan insanlara gıpta ediyordum. Onunla konuşup muhatap olabilmek ne kadar da özel bir şeydi! Bu şansa sahip olan arkadaşları ne kadar şanslılardı! Ama onlar bunun farkında değillerdi!

Neden sonra onunla konuşma imkânım oldu. Fakat içimdeki umutsuzluk, yine benim sözlerimle kendisini gerçekleştirdi. Ona verdiğim ters ve o zamanlar gereksiz görünen bir cevapla bütün köprüleri yakmış oldum. Artık onunla bir daha konuşma şansım kalmadığını düşünüyordum ve o sıkıntılı günler başladı.

Birinci darbe, onunla bir araya gelme umudunun suya düşmüş olmasıydı. Bu durum, klasik denebilecek ve her insanın yaşadığı bir hayal kırıklığıydı.

Karlı gecelerde İstanbul sokaklarını dolaşmak, durakta rastladığım bir arkadaşımı uzun süre dinlemek veya gündüzleri anlamsızca ve saatlerce yürümek gibi şeyler, hayatımın birer parçası oldular. Bütün bunlar, durmadan ağlayan kalbimi, bir çocuğu avutur gibi avutmak içindi. Yaşadığım süreç bana çok ağır geliyordu veya ben bu süreci çok ağrılı bir şekilde yaşıyordum. Okulda onu görmemek için teneffüs saatlerinde sınıfımdan çıkmıyordum. Notlarım, gittikçe azalan yaşama isteğimle ve sevincimle birlikte aşağıya düşmüşlerdi.

Klasik görünen birinci darbe dışında ikinci ve bana göre herkesin yaşamadığı darbe, “aşk” acısının yerini çok ağır olan "varlık" sancısına bırakmasıydı. Bütün huzurum kaçmıştı. Huzurumu kaçıran şey, herhangi bir günde veya herhangi anda yaşadığım herhangi bir saadetin ne kırılgan olduğunu görmek olmuştu. Bu nasıl bir şeydi? Bir süre önce mutlu bir çocukken, bu kalp kırıklığı da nerden çıkmıştı? İşlevi neydi? Bir gün yeniden mutlu olsam bile, o mutluluk, bana sanki ödünç alınmış bir duygu gibi gelecekti. Çünkü mutluluk çok kırılgan bir duyguydu ve her an kaybolabilirdi. Artık bir daha mutluluk duygusunu sahiplenemeyecektim. Bir kız onu benden çalabilirdi veya bir trafik kazası, “zamansız” geldiği hissini veren bir ölüm, bir ayrılık, solan bir çiçek veya başka bir şey, yaşamakta olduğum duyguyu benden alıp-götürebilirdi.

Ağlayan kalbime, sızlayan beynim de katılmıştı. Hangisini rahatlatacağımı bilmiyordum. Düşünceler, duygular ve sorular birbirlerine girmişlerdi. Ağlayan bir çocuk gördüğümde, gözlerim doluyordu. Bazen yüzüm bembeyaz dolaşıyordum. Bu kadar kırılgansak, hayatın mutlak anlamda “saadet” vaat etmediğini anlamıştım, ama neyi vaat ettiğini tam olarak anlamamıştım. Sonra sarışın kızla konuşma şansım oldu. Ama o da, tetiklemiş bulunduğu depremi veya yangını, ne derseniz deyin, dindirme gücüne sahip değildi. Artık, acılarımın onunla ilgili olmadıklarının farkına vardım.

Sonra, uzun zamandır ihmal etmiş olduğum kitaplara döndüm. Önce şiir kitaplarıyla başladım. Sonra diğer kitaplara geçtim. Okumayı önceden beri severdim, ama okumanın beni avutabileceğini ve inşa edebileceğini o zaman keşfettim.

Kalbim ve beynim “ağlarken” kitap okuyordum. Bu arada dua etmeye başlamıştım yeniden. Dua etmek harika bir şeydi! Bunu yeniden keşfetmiştim. Sonra okudum, okudum ve gene okudum. Sinemayı keşfettim. Bazı kitapları tekrar tekrar okuyup bazı filmleri defalarca seyrettim. Artık benimle konuşmak isteyen arkadaşlarımın sayısı artmıştı. Sosyal bir çocuk olmuştum. Kırılmış olmak, beni etrafımdaki kişilere karşı daha duyarlı bir hâle getirmişti. Düşüncelerimi kibarca, ama rahatlıkla dile getirebiliyor ve hiçbir şeyden korkmuyordum. Yaşadığım duygusal “travmadan” daha ağır bir şeyle karşılaşabileceğimi düşünmüyordum. Bu arada şiir yazmaya teşebbüs etmeye başlamıştım. “Teşebbüs etmek” diyorum çünkü onlara şiir demek mümkün değildi. Bu arada uzun soluklu okumaların getirdiği birikimle üniversiteyi kazandım. Annem ve babam dışında herkes şaşırmıştı. Çünkü notlarım çok kötüydü. Çünkü ben eğitim sisteminin ölçütlerine göre kötü bir öğrenciydim.

O sarışın kızın bütün hayatım üzerinde büyük bir etkisi oldu. Belki o zamanlar onunla bir araya gelme şansını yakalasaydım, “saadetin pençesinde” kıvranırken aklıma okumak veya düşünmek gelmeyecekti. Onun bana armağan ettiği veya vesile olduğu hüzün, beni okumaya ve dua etmeye itmişti. Onun, benim yaşadığım değişimi görüp, arkadaşlarıma “buna ne oldu ya” diye sorduğunu hatırlıyorum.

Bana ne yaptığının farkında değildi. Sonradan anlamış mıdır bilmiyorum. Ona ve kendi beceriksizliğime müteşekkirim. Ya saadetin pençesinde kıvranıp, kitaplara dönmeseydim, o kadar filmi seyretmeseydim nasıl olurdu? Hayatım nasıl seyrederdi?

Liseden sonra ona bir daha rastlamadım. Dolayısıyla ona teşekkür etme fırsatını hiçbir zaman yakalayamadım. Belki de böyle bir şey için teşekkür etmek, uygun da olmayacaktı.

Ama ona müteşekkirim.
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Monday, April 28, 2008

İNSAN BAZEN, HAYATA KARŞI ÇOCUKÇA BİR KÜSKÜNLÜK DUYABİLİR

Hayallerinizin gerçekleşmesi için stratejiler belirleyip net tarihler koyduğunuzda, onlar artık sadece hayal değildirler, artık birer hedefe dönüşmüşler demektir. İşte, midenizde kasılmaların başladığı, sıklıkla stresler yaşadığınız dönem bundan sonra başlar.

Kendinize söz verdiğiniz için, yine en başta kendinize karşı ciddî bir sorumluluk hissedersiniz. Hedeflerinizden başkalarına da söz ettiyseniz, artık sizin için heyecan ve gerilim dolu günler başlamış demektir. Herkes size, hedeflerinizi ve ettiğiniz “büyük lafları” hatırlatmaya başlar. Size hedeflerinizi hatırlatan bazı kişiler bunu, sizinle “hoşça vakit geçirmek”, diğer bazıları da size destek ve moral vermek için yaparlar.

Çevrenizdeki insanların bir kısmı da seyircilerdir. Size destek vermek için ipi göğüslemenizi beklerler. Böyle yapmakla kısmen haklılardır da. Çünkü hayallerinden söz eden, ama bunları hedefler hâline getirmeyen veya hedeflerinin bedelini ödemeyen veya ödeyemeyen bir çok insan görmüşlerdir. Size destek olmak için, sizin biraz da olsa yol aldığınızı ve bir yerlere geldiğinizi görmek isterler. Öte yandan, aslında size destek olmak konusunda öncelikli anlamda sorumlu olan bazıları da olumsuz şeyler söylerler veya daha kötüsü inadına ilgisiz dururlar. Çünkü hedefleriniz, onlar için anlamlı değildirler, sizi kendi formatlarına uygun görmezler veya hayallerinizi “utanıp-sıkılmadan” ifade edişinizdeki cesaret onları kıskançlığa itmektedir.

Bu arada sizin de değişmeniz gerekir. Çünkü hedeflerinize ulaşmak için ödenmesi gereken bir bedel vardır. Ama değişmek hiç de kolay olmaz. Bazı şeyleri terk ettiğinizde sütten kesilmiş bir bebek gibi öksüzce hüzünlenirsiniz. Hatta onları daha terk etmeden bu duygu sizi sarar. Bu öksüzlük duygusunu, ancak hedeflerinize ulaştığınız anı hayal etmenin keyfi silebilir. Ancak bu duygu sizi teselli edebilir.

Hedeflerinize ulaşma yolunda çok şey kazanırsınız, ama bazı kişiler sizdeki bu kazanımı görmek istemezler. Hâlbuki “evet henüz hedeflerine ulaşamadın, ama çok güzel şeyler yaptın” gibi bir ifadenin size ne kadar mutluluk vereceğini bazen bilmezler ve bazen de bilmemezlikten gelirler. Tezgâhtarlığı daha iyi, ama kişisel duruşları yoksul ve hayata karşı bakışları anlamsız kişilere bir çok konuda destek gelirken, sizden bir çift güzel söz esirgenebilir. Sizin sabırlı ve saygılı duruşunuz, bazı kişilerde size yardımcı olma düşüncesi değil, sizin hayatınızı ve duruşunuzu sorgulama isteği uyandırır. Kendilerine sordukları soru “bu kişiye nasıl yardımcı olabilirim?” sorusu değil, sanki “bu kişiyi nasıl incitebilirim?” sorusudur.

Bu arada siz kendinizle boğuşmaya başlarsınız. Birazı bile sizin yaşamınızda dönüm noktası olabilecek kaynakların, başka insanlar tarafından bir anda ve boşa harcandığını görürsünüz. Zaman içinde Tanrıya ve kendi kaderinize karşı, gizli ve aslında haddiniz olmayan bir kırılma yaşamaya başlarsınız. Çünkü bütün iyi niyetinize rağmen, size açılması gereken kapılar bir türlü açılmazlar; siz kapının önünde beklersiniz de beklersiniz.

Başkalarına kolayca geliyor gibi görünen fırsatların, o kişilerce çarçur edilişini görmek sizi gerçekten hırpalar. Başkalarına bir anda gelen fırsatları yakalamanız için, sizin değişmeniz, sıkıntı çekmeniz ve sabretmeniz gerekmektedir. Bu durumun size çelişki gibi geldiği zamanlar olur. Bir ara “ben neden bu denli çabalamak zorundayım ki?” sorusuyla gelen vesvese sizi sarmaya başlar ve kaderle inatlaşmaya başlarsınız. Eskisi kadar çabalamaz ve uğraşmaz olursunuz. “Bir avuç masum isteğimin gerçekleşmesi için neden bu kadar uğraşmak zorunda kalıyorum?” gibi soruları artık kendinize sıklıkla sormaya başlarsınız.

Yukarda anlatmaya çalıştığım şeyleri belli bir hedefe ulaşmak için yola çıkan herkes yaşayabilir. Bunlar, doğal bir sürecin olağan parçalarıdırlar. Ama fark buradan sonraki tutumunuzla ortaya çıkar.

İşte bu noktada yeniden ve yeni sorular sormaya başlamanız gerekir. Kendinize “neden hayat bana hedeflerimi pahalıya satıyor?” sorusu yerine, mesela “yaşadıklarım bana neler kazandırıyorlar?” gibi bir soruyu; yine “bazı kişiler, nasıl oluyor da benim birazıyla bile çok şey yapabileceğim şeylere kolayca sahip olabiliyorlar?” sorusu yerine, “acaba her şey göründüğü gibi mi?” sorusunu sorabilirsiniz.

“Basit bir arzum neden bu kadar zor bir bedel istiyor?” diye düşünmek yerine “yaşadıklarım neden bana zor geliyor? Geçirdiğim sürecin zor olduğuna hangi ölçütle karar veriyorum?” şeklinde düşünebilirsiniz. “Bedelin bana büyük gelmesi, hedeflerime karşı duyduğum iştiyak ve ihtiyacın büyüklüğünü hissedemeyişim olamaz mı?” sorusu da sizi kendinize getirebilir. Belki de ulaştığınızı hayal ettiğiniz an gözlerinizi dolduran hedefler seçmediniz. Belki de hedeflerinize ulaştığınız anı hayal ettiğinizde hâlâ gözleriniz doluyor, ama belki de, sizin geçmekte olduğunuz yollardan geçmiş ve sizin hayalini kurduğunuz şeylere ulaşmış olan kişilerle yeterince bir araya gelmiyorsunuz. Bu türden kişilerle bir araya gelmediğiniz gibi, onların yazdıkları kitaplarını okuyup konuşmalarını dinlemek için yeterli zaman da ayırmıyorsunuzdur.

Kaderle inatlaşmanızın bir anlamı ve sonu da yoktur. Başkalarının bir şeye ödediği bedel sizinle aynı olmayabilir. Unutmayın, siz de başkalarının sahip olmadıkları ve belki de hiç sahip olmayacakları bazı şeylere sahipsiniz.

En iyisi Tanrıya karşı kırgınlık duymayı ve kaderinizle inatlaşmayı bırakmak, dualara sarılmak ve yeniden yola koyulmaktır. Beklenti içinde ve umutlu olmak
her zaman kolay mıdır? Elbette hayır. Çok kolay olsaydı, üzerinde bu kadar yazılıp-konuşulmazdı. Ama ben her zorlukta bir kolaylığın olduğuna inanıyorum.

Ne dersiniz?


Konuyla İlgili diğer yazılar, öneriler: Görmek istediğiniz linkin adını tıklayınız:
İnanın, Değişmek Bana da Zor Geliyor! Ama Ne Gelir Elden?
Bize Panik Yapmak mı Öğretiliyor?
Yoksulluk “Öğrenmeye Kapalı Olma” Hâlinin Arkadaşı mıdır? Yoksa Bana mı Öyle Geliyor?
Okumadan Yaşanır mı?
Sorularınızı Değiştirin, Hayatınız Değişsin!
Gerçekten Çaresizlikten Değil, Çaresizlik Duygusuyla Ölmek
Başarıya Dair Olan İnancınızın Zayıflığı, Sizi Daha Bilge Birisi mi Yapar?
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Wednesday, April 16, 2008

ARTIK BAZI YAZILARIM BURADA OLMAYACAKLAR; BİR KİTABA TAŞINDILAR!


Bugünlerde farklı bir sevinç yaşıyorum. Bu bloglarda görmeye alışkın olduğunuz yazıların bir kısmı buradan ayrıldılar. Buradan "taşınmış olan" yazılarım, Neden?Kitap Yayınevi’nden çıkmış bulunan “Hayatı Iskalama! Lüksün Yok” adlı kitapta toplandılar. Kitapta yer alacak yazıların içeriklerini çıkarıp, onların yerlerine kitabın kapak resminin de yer aldığı duyurular koyduğum için, hangi yazılarımın kitapta yer almış olduklarını sizler de görebilirsiniz. Kitabımı şu anda özellikle www.kitapyurdu.com adresinden, diğer internet kitap sitelerinden ve kitapçılardan edinebilirsiniz.

Kitaba doğru giden yazılarım, bir dostun önerisini dikkate almamla birlikte başladı. Sevgili arkadaşım Gökhan Yorgancıgil, bundan yaklaşık 3 yıl önce bana, kendime ait bir web sitesi açmakta ağır davrandığımı, istersem bloglarda yazabileceğimi söyledi. Ben de hemen internette bir blog açtım ve sonra o blogların sayısı 15’i buldu. İlkokuldan beri süregelmiş olan yazma alışkanlığım, böylelikle internete taşınmıştı.

Benim kendilerini çok iyi tanıdığım, ama beni hiç tanımayan bazı kişiler, (herhangi bir yazılı metinden yararlanabilecek bir bakış açısına sahip olmadıklarından olsa gerek) yazarlığın herhangi bir yararı olmadığını söylemişlerdi! Bu tür kişilerin söylediklerine burada yer vermemin sebebi, onların bu yöndeki düşüncelerini önemsemem değildir. Sizin de olumlu ve uzun vadeli çalışmalarınızla ilgili olarak bu tür yorumlar duyabileceğinizi ve vaz geçmemeniz gerektiğini vurgulama arzumdur. Ben yazmaya devam ettikçe, okurlarım beni buldu. Yazılarımın bir çok kişiye umut ve yeni açılımlar vermiş olduklarını görmüş oldum.

Derken, bir gün elektronik posta adresimde bir mesaj gördüm. Bu mesajda, Neden?Kitap Yayınevi’nin
Kıymetli Halka İlişkiler Sorumlusu Nazar Çiftpınar Hanımefendi, yayınevi olarak yazılarımla ilgilendiklerini ve yazılarımın bir kısmını kitap hâline getirmek istediklerini belirtmişlerdi. Ben de yayınevinin web sitesini inceledikten sonra, görüşebileceğimizi söyledim.

Daha sonra yayınevinin web sitesini inceledim ve ortak çalışmalar yapmaya hazır bir şekilde, Necati Bey ve Nazar Hanımla görüştük. Yazıların kitaba dönüşme serüveni bugüne geldi.

Bu kitabı, hayata gerçekçi ama bir yandan da olumlu bir perspektiften bakmayı becerebilen veya beceremeyen herkese önerebilir veya hediye edebilirsiniz. Ben, hayatın gerçeklerinden hiç de habersiz olmadığımı, aksine bu gerçeklere dair ciddî ve bazen de beni çok hırpalayan bir farkındalık taşıdığımı ve bunlarla birlikte yine de iyimser olabildiğimi düşünüyorum. Bu yazılarda romantik bir iyimserlik değil, acısı çekilmiş bir iyimserlik göreceksiniz.

“Olumlu mesajlar vermek kolay! Siz benim yaşadıklarımı nerden bileceksiniz?” tarzı ifadeler için cevabım da hazır!: “Sizler de benim yaşadıklarımı bilmiyorsunuz!” Bu yazılar, size arabesk gelebilecek bir tabirle "hüzün topladığı hâlde neşe dağıtmaya çalışan” bir şairin yazılarıdır.

Bu kitabı okuma kitabı olarak kullanabileceğiniz gibi, tartışma gruplarında ortak bir metin olarak kullanabilir ve fikir egzersizleri yapabilirsiniz. Hatta ders kitabı olarak bile kullanabilirsiniz. Yazılar deneme türünde yazılmışlardır ve maddeler hâlinde tavsiyeler vermektense, aslında bir şeyleri paylaşmayı amaçlamışlardır! Bu denemelere, yazarın yüksek sesle düşündüğü yazılar olarak da bakabilirsiniz.

Kitabım çıktığında onu çocuklarımdan birisi gibi bağrıma bastım. Çünkü bu yazılar ve sonunda onların bir kısmının toplandığı bu kitap, benim eserlerim gibi görünseler de, aslında onlar da, çocuklarım gibi, birer hediyedirler. 


Konuyla İlgili diğer yazılar, öneriler: Görmek istediğiniz linkin adını tıklayınız:"Hayatı Iskalama Lüksün Yok!" adlı şiirNazım Hikmet Ran HakkındaGökhan Yorgancıgil Hakkında
Gökhan Yorgancıgil ile yapılmış olan bir öportajwww.kitapyurdu.comNeden Yazıyorum? Zorum Nedir?
Size “deli”, Bana “Yazar” Derler!
Madem ki Zekîyim, O Hâlde Kitap Okumama Gerek yok! (mu?)
Okumadan Yaşanır mı?
Kitap Satın Almak, Araba Satın Almaktan Daha Zor (mu?)
Kitaplardan neler Bekliyoruz?
Okuma Etkinliğinden Tasarruf Edilir mi? Kumdan kale yapılır mı?
Kitaplar Hep Aynı Şeyleri mi Söylerler?
Çok Kitap Okudum da Hayatım Değişti!
Kitaplarla Anılmak İsterim! Fena mı Ederim?
Kitaplar Teorik Şeyler midir?
Okumanın Bana Çocuklukta Kazandırdıkları
Çocuklar Okumayı Sevebilirler mi?
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Friday, February 15, 2008

MSN, SKYPE, GOOGLE VEYA YAHOO MESSENGERLA ONLINE-SESLİ İNGİLİZCE DERSLERİ


-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------