Monday, April 28, 2008

İNSAN BAZEN, HAYATA KARŞI ÇOCUKÇA BİR KÜSKÜNLÜK DUYABİLİR

Hayallerinizin gerçekleşmesi için stratejiler belirleyip net tarihler koyduğunuzda, onlar artık sadece hayal değildirler, artık birer hedefe dönüşmüşler demektir. İşte, midenizde kasılmaların başladığı, sıklıkla stresler yaşadığınız dönem bundan sonra başlar.

Kendinize söz verdiğiniz için, yine en başta kendinize karşı ciddî bir sorumluluk hissedersiniz. Hedeflerinizden başkalarına da söz ettiyseniz, artık sizin için heyecan ve gerilim dolu günler başlamış demektir. Herkes size, hedeflerinizi ve ettiğiniz “büyük lafları” hatırlatmaya başlar. Size hedeflerinizi hatırlatan bazı kişiler bunu, sizinle “hoşça vakit geçirmek”, diğer bazıları da size destek ve moral vermek için yaparlar.

Çevrenizdeki insanların bir kısmı da seyircilerdir. Size destek vermek için ipi göğüslemenizi beklerler. Böyle yapmakla kısmen haklılardır da. Çünkü hayallerinden söz eden, ama bunları hedefler hâline getirmeyen veya hedeflerinin bedelini ödemeyen veya ödeyemeyen bir çok insan görmüşlerdir. Size destek olmak için, sizin biraz da olsa yol aldığınızı ve bir yerlere geldiğinizi görmek isterler. Öte yandan, aslında size destek olmak konusunda öncelikli anlamda sorumlu olan bazıları da olumsuz şeyler söylerler veya daha kötüsü inadına ilgisiz dururlar. Çünkü hedefleriniz, onlar için anlamlı değildirler, sizi kendi formatlarına uygun görmezler veya hayallerinizi “utanıp-sıkılmadan” ifade edişinizdeki cesaret onları kıskançlığa itmektedir.

Bu arada sizin de değişmeniz gerekir. Çünkü hedeflerinize ulaşmak için ödenmesi gereken bir bedel vardır. Ama değişmek hiç de kolay olmaz. Bazı şeyleri terk ettiğinizde sütten kesilmiş bir bebek gibi öksüzce hüzünlenirsiniz. Hatta onları daha terk etmeden bu duygu sizi sarar. Bu öksüzlük duygusunu, ancak hedeflerinize ulaştığınız anı hayal etmenin keyfi silebilir. Ancak bu duygu sizi teselli edebilir.

Hedeflerinize ulaşma yolunda çok şey kazanırsınız, ama bazı kişiler sizdeki bu kazanımı görmek istemezler. Hâlbuki “evet henüz hedeflerine ulaşamadın, ama çok güzel şeyler yaptın” gibi bir ifadenin size ne kadar mutluluk vereceğini bazen bilmezler ve bazen de bilmemezlikten gelirler. Tezgâhtarlığı daha iyi, ama kişisel duruşları yoksul ve hayata karşı bakışları anlamsız kişilere bir çok konuda destek gelirken, sizden bir çift güzel söz esirgenebilir. Sizin sabırlı ve saygılı duruşunuz, bazı kişilerde size yardımcı olma düşüncesi değil, sizin hayatınızı ve duruşunuzu sorgulama isteği uyandırır. Kendilerine sordukları soru “bu kişiye nasıl yardımcı olabilirim?” sorusu değil, sanki “bu kişiyi nasıl incitebilirim?” sorusudur.

Bu arada siz kendinizle boğuşmaya başlarsınız. Birazı bile sizin yaşamınızda dönüm noktası olabilecek kaynakların, başka insanlar tarafından bir anda ve boşa harcandığını görürsünüz. Zaman içinde Tanrıya ve kendi kaderinize karşı, gizli ve aslında haddiniz olmayan bir kırılma yaşamaya başlarsınız. Çünkü bütün iyi niyetinize rağmen, size açılması gereken kapılar bir türlü açılmazlar; siz kapının önünde beklersiniz de beklersiniz.

Başkalarına kolayca geliyor gibi görünen fırsatların, o kişilerce çarçur edilişini görmek sizi gerçekten hırpalar. Başkalarına bir anda gelen fırsatları yakalamanız için, sizin değişmeniz, sıkıntı çekmeniz ve sabretmeniz gerekmektedir. Bu durumun size çelişki gibi geldiği zamanlar olur. Bir ara “ben neden bu denli çabalamak zorundayım ki?” sorusuyla gelen vesvese sizi sarmaya başlar ve kaderle inatlaşmaya başlarsınız. Eskisi kadar çabalamaz ve uğraşmaz olursunuz. “Bir avuç masum isteğimin gerçekleşmesi için neden bu kadar uğraşmak zorunda kalıyorum?” gibi soruları artık kendinize sıklıkla sormaya başlarsınız.

Yukarda anlatmaya çalıştığım şeyleri belli bir hedefe ulaşmak için yola çıkan herkes yaşayabilir. Bunlar, doğal bir sürecin olağan parçalarıdırlar. Ama fark buradan sonraki tutumunuzla ortaya çıkar.

İşte bu noktada yeniden ve yeni sorular sormaya başlamanız gerekir. Kendinize “neden hayat bana hedeflerimi pahalıya satıyor?” sorusu yerine, mesela “yaşadıklarım bana neler kazandırıyorlar?” gibi bir soruyu; yine “bazı kişiler, nasıl oluyor da benim birazıyla bile çok şey yapabileceğim şeylere kolayca sahip olabiliyorlar?” sorusu yerine, “acaba her şey göründüğü gibi mi?” sorusunu sorabilirsiniz.

“Basit bir arzum neden bu kadar zor bir bedel istiyor?” diye düşünmek yerine “yaşadıklarım neden bana zor geliyor? Geçirdiğim sürecin zor olduğuna hangi ölçütle karar veriyorum?” şeklinde düşünebilirsiniz. “Bedelin bana büyük gelmesi, hedeflerime karşı duyduğum iştiyak ve ihtiyacın büyüklüğünü hissedemeyişim olamaz mı?” sorusu da sizi kendinize getirebilir. Belki de ulaştığınızı hayal ettiğiniz an gözlerinizi dolduran hedefler seçmediniz. Belki de hedeflerinize ulaştığınız anı hayal ettiğinizde hâlâ gözleriniz doluyor, ama belki de, sizin geçmekte olduğunuz yollardan geçmiş ve sizin hayalini kurduğunuz şeylere ulaşmış olan kişilerle yeterince bir araya gelmiyorsunuz. Bu türden kişilerle bir araya gelmediğiniz gibi, onların yazdıkları kitaplarını okuyup konuşmalarını dinlemek için yeterli zaman da ayırmıyorsunuzdur.

Kaderle inatlaşmanızın bir anlamı ve sonu da yoktur. Başkalarının bir şeye ödediği bedel sizinle aynı olmayabilir. Unutmayın, siz de başkalarının sahip olmadıkları ve belki de hiç sahip olmayacakları bazı şeylere sahipsiniz.

En iyisi Tanrıya karşı kırgınlık duymayı ve kaderinizle inatlaşmayı bırakmak, dualara sarılmak ve yeniden yola koyulmaktır. Beklenti içinde ve umutlu olmak
her zaman kolay mıdır? Elbette hayır. Çok kolay olsaydı, üzerinde bu kadar yazılıp-konuşulmazdı. Ama ben her zorlukta bir kolaylığın olduğuna inanıyorum.

Ne dersiniz?


Konuyla İlgili diğer yazılar, öneriler: Görmek istediğiniz linkin adını tıklayınız:
İnanın, Değişmek Bana da Zor Geliyor! Ama Ne Gelir Elden?
Bize Panik Yapmak mı Öğretiliyor?
Yoksulluk “Öğrenmeye Kapalı Olma” Hâlinin Arkadaşı mıdır? Yoksa Bana mı Öyle Geliyor?
Okumadan Yaşanır mı?
Sorularınızı Değiştirin, Hayatınız Değişsin!
Gerçekten Çaresizlikten Değil, Çaresizlik Duygusuyla Ölmek
Başarıya Dair Olan İnancınızın Zayıflığı, Sizi Daha Bilge Birisi mi Yapar?
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Wednesday, April 16, 2008

ARTIK BAZI YAZILARIM BURADA OLMAYACAKLAR; BİR KİTABA TAŞINDILAR!


Bugünlerde farklı bir sevinç yaşıyorum. Bu bloglarda görmeye alışkın olduğunuz yazıların bir kısmı buradan ayrıldılar. Buradan "taşınmış olan" yazılarım, Neden?Kitap Yayınevi’nden çıkmış bulunan “Hayatı Iskalama! Lüksün Yok” adlı kitapta toplandılar. Kitapta yer alacak yazıların içeriklerini çıkarıp, onların yerlerine kitabın kapak resminin de yer aldığı duyurular koyduğum için, hangi yazılarımın kitapta yer almış olduklarını sizler de görebilirsiniz. Kitabımı şu anda özellikle www.kitapyurdu.com adresinden, diğer internet kitap sitelerinden ve kitapçılardan edinebilirsiniz.

Kitaba doğru giden yazılarım, bir dostun önerisini dikkate almamla birlikte başladı. Sevgili arkadaşım Gökhan Yorgancıgil, bundan yaklaşık 3 yıl önce bana, kendime ait bir web sitesi açmakta ağır davrandığımı, istersem bloglarda yazabileceğimi söyledi. Ben de hemen internette bir blog açtım ve sonra o blogların sayısı 15’i buldu. İlkokuldan beri süregelmiş olan yazma alışkanlığım, böylelikle internete taşınmıştı.

Benim kendilerini çok iyi tanıdığım, ama beni hiç tanımayan bazı kişiler, (herhangi bir yazılı metinden yararlanabilecek bir bakış açısına sahip olmadıklarından olsa gerek) yazarlığın herhangi bir yararı olmadığını söylemişlerdi! Bu tür kişilerin söylediklerine burada yer vermemin sebebi, onların bu yöndeki düşüncelerini önemsemem değildir. Sizin de olumlu ve uzun vadeli çalışmalarınızla ilgili olarak bu tür yorumlar duyabileceğinizi ve vaz geçmemeniz gerektiğini vurgulama arzumdur. Ben yazmaya devam ettikçe, okurlarım beni buldu. Yazılarımın bir çok kişiye umut ve yeni açılımlar vermiş olduklarını görmüş oldum.

Derken, bir gün elektronik posta adresimde bir mesaj gördüm. Bu mesajda, Neden?Kitap Yayınevi’nin
Kıymetli Halka İlişkiler Sorumlusu Nazar Çiftpınar Hanımefendi, yayınevi olarak yazılarımla ilgilendiklerini ve yazılarımın bir kısmını kitap hâline getirmek istediklerini belirtmişlerdi. Ben de yayınevinin web sitesini inceledikten sonra, görüşebileceğimizi söyledim.

Daha sonra yayınevinin web sitesini inceledim ve ortak çalışmalar yapmaya hazır bir şekilde, Necati Bey ve Nazar Hanımla görüştük. Yazıların kitaba dönüşme serüveni bugüne geldi.

Bu kitabı, hayata gerçekçi ama bir yandan da olumlu bir perspektiften bakmayı becerebilen veya beceremeyen herkese önerebilir veya hediye edebilirsiniz. Ben, hayatın gerçeklerinden hiç de habersiz olmadığımı, aksine bu gerçeklere dair ciddî ve bazen de beni çok hırpalayan bir farkındalık taşıdığımı ve bunlarla birlikte yine de iyimser olabildiğimi düşünüyorum. Bu yazılarda romantik bir iyimserlik değil, acısı çekilmiş bir iyimserlik göreceksiniz.

“Olumlu mesajlar vermek kolay! Siz benim yaşadıklarımı nerden bileceksiniz?” tarzı ifadeler için cevabım da hazır!: “Sizler de benim yaşadıklarımı bilmiyorsunuz!” Bu yazılar, size arabesk gelebilecek bir tabirle "hüzün topladığı hâlde neşe dağıtmaya çalışan” bir şairin yazılarıdır.

Bu kitabı okuma kitabı olarak kullanabileceğiniz gibi, tartışma gruplarında ortak bir metin olarak kullanabilir ve fikir egzersizleri yapabilirsiniz. Hatta ders kitabı olarak bile kullanabilirsiniz. Yazılar deneme türünde yazılmışlardır ve maddeler hâlinde tavsiyeler vermektense, aslında bir şeyleri paylaşmayı amaçlamışlardır! Bu denemelere, yazarın yüksek sesle düşündüğü yazılar olarak da bakabilirsiniz.

Kitabım çıktığında onu çocuklarımdan birisi gibi bağrıma bastım. Çünkü bu yazılar ve sonunda onların bir kısmının toplandığı bu kitap, benim eserlerim gibi görünseler de, aslında onlar da, çocuklarım gibi, birer hediyedirler. 


Konuyla İlgili diğer yazılar, öneriler: Görmek istediğiniz linkin adını tıklayınız:"Hayatı Iskalama Lüksün Yok!" adlı şiirNazım Hikmet Ran HakkındaGökhan Yorgancıgil Hakkında
Gökhan Yorgancıgil ile yapılmış olan bir öportajwww.kitapyurdu.comNeden Yazıyorum? Zorum Nedir?
Size “deli”, Bana “Yazar” Derler!
Madem ki Zekîyim, O Hâlde Kitap Okumama Gerek yok! (mu?)
Okumadan Yaşanır mı?
Kitap Satın Almak, Araba Satın Almaktan Daha Zor (mu?)
Kitaplardan neler Bekliyoruz?
Okuma Etkinliğinden Tasarruf Edilir mi? Kumdan kale yapılır mı?
Kitaplar Hep Aynı Şeyleri mi Söylerler?
Çok Kitap Okudum da Hayatım Değişti!
Kitaplarla Anılmak İsterim! Fena mı Ederim?
Kitaplar Teorik Şeyler midir?
Okumanın Bana Çocuklukta Kazandırdıkları
Çocuklar Okumayı Sevebilirler mi?
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------