Wednesday, September 30, 2009

Neler Gördünüz, Neler yaşadınız da Hayata Bu Kadar Çabuk Doydunuz?


Geçenlerde bir öğrenci adayıyla konuşuyorduk. İngilizce öğrenmek istiyordu. 20 yaşlarındaki bu delikanlıya bazı sorular sordum ve aslında bu konuda hiç de istekli olmadığının farkına vardım. Üstelik o ana kadar, bırakın İngilizce ile ilgili, hayatla ilgili hiçbir hayalini keşfedememiştim ve bu beni üzmüştü. En sonunda ona ders vermemeye karar vermiştim. Ama arada başka birisi vardı ve onu da kırmak istemiyordum.

Dolayısıyla öğrenci adayının gerçek düşüncesini kestirme bir yoldan ifşa etmesini sağlamak için, kendisine şu soruyu sordum: “10 dakika içinde İngilizce öğretebilirsem bana ne kadar para verirdin? Bu konudaki hayalin ne kadar bir masrafa değer?” Bu soruyu sormamdaki amaç, konuyu ne kadar önemsediğini-aslında önemsemediğini anlamaktı. Sorumun benim alacağım ücreti belirleme konusunda bir etkisi yoktur, çünkü bu konu zaten belirlenmişti.

Delikanlı, eğer on dakika içinde ona İngilizce öğretirsem, bana sadece 3000 TL vereceğini söyledi, çünkü İngilizce öğrenmenin onun için hiçbir anlamı olmadığını; sadece babası istediği için öğrendiğini ve hayatta her şeye doyduğunu söyledi. İşin içinde biraz tilki kurnazlığı da vardı. Yani bizi onure etmekten kaçınıyordu. Bazı insanların mankenlerden, gece kulüplerinden esirgemedikleri, ama entelektüellerden ve eğitimcilerden esirgedikleri şeyler vardır!
Onun bu "3000 TL" içeren cevabı üzerine ben de ona ders veremeyeceğimi söyledim. Çocuğu hor görmüyordum elbette. Potansiyeli de vardır. Ama bir arabayı sürekli iterek çalıştırmayı hiç sevmem. Bunun Ferrari olması da, durumu iyileştirmez ve daha da komik bir hâle getirir!

Görüşmemiz bittikten ve delikanlı ofisten ayrıldıktan sonra, bu delikanlı hakkında daha ayrıntılı bilgiler edindim. Bu yaşta hayata nasıl doymuş olabilirdi! Fatih Sultan Mehmet hayata doymamış, İstanbul’u fethetmişti. Büyük İskender neredeyse, dünyanın yarısını fethetmişti ve cephede akşamları ülkesinden getirttiği kitapları okuyordu. Merhum dedemiz 87 yaşıan kadar bahçesinde güller yetiştirmeye doymamıştı. Bu delikanlı neler yaşamış, neler yapmıştı da 20 yaşında hayata doymuştu?

Sonra benim kediler gözüme ilişti. Baktım ki mama yiyince sevilmekten başka bir ihtiyaçları kalmıyordu. Yani hayata doymuş oluyorlardı. Çünkü bildikleri ve programlarında olan başka bir şey yoktu!

Demek ki bir insana hangi ufku gösterirseniz, ona ulaştığında doyabiliyor. Bunun gerçekten hayatı duyumsamış olmakla ilgisi yok. Bir insana rezidans+araba+gece hayatı üçgenini hayat diye anlatınca, bunlara ulaştığında hayata doymuş oluyor. Düşündüm acaba Büyük İskender zamanında rezidanslar, Range Rover’lar veya gece kulüpleri olsaydı, bu insanlar hayata doyarlar mıydı? Acaba işin sırrı bu mu? Ben acaba o yüzden mi sürücü ehliyeti almadım, gece kulübüne gitmedim? Mamasını yemiş olmanın rahatlığıyla, artık hayatta başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen kediler gibi olmamak için mi?

Ben yazmaya, sevmeye, sevilmeye, dünya ülkelerini görmeye, sevdiklerime doyamadım. Hayallerime, yaşadığım duygulara, muhasebelerime ve yerli-yersiz özlemlerime bir ömrüm daha olsa yetmez. Yoksa çok mu aç gözlüyüm?

Mesela hayallerimden birisi Üsküdar’da 3 katlı müstakil bir ev satın alıp, klasik bir şekilde döşemek ve öğrencilerimi, okurlarımı, yabancı misafirlerimi ve dostlarımı bu evde ağırlamaktır.

Acaba bir rezidans düşlesem daha mı iyi olurdu?

-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------

Sunday, April 26, 2009

ANNELER VE ŞAİRLER


Vakitli vakitsiz saat çalıyor. Birkaç gündür bu böyle; odamda işlerime dalmışken saatin melodisini duyuyorum. Saati kurduğumuz zaman, sizi alışıldık bir zil sesiyle değil de, tatlı bir melodiyle uyandırıyor sabahları. Bu saatin nereden geldiğini hatırlamaya çalışıyorum. Evet, kız kardeşimin düğün hediyelerinden birisi bu saat.

Merakla kalkıyorum… Zaten biraz ara vermeye ve evdekilerle şakalaşmaya ihtiyacım var. Saatin çaldığı yöne, salona doğru gidiyorum. Yaklaştıkça saatin tatlı sesi daha bir kuvvetli geliyor. Bakıyorum, annem saatin başında oturmuş ve kendisini içli bir ağlamaya bırakmış. Meseleyi anlar gibi oluyorum: Kardeşim uzaklara gelin gitmişti, ama saatin de içinde olduğu düğün hediyelerini ve diğer birkaç eşyayı daha sonra almak üzere bırakmıştı. Annem, kardeşime duyduğu özlemin ağırlığını hissettikçe, kardeşimi anmak için onun saatini kurup, o tatlı melodisini dinlermiş meğer! Böylece, saatin günlerdir vakitli vakitsiz çalışının sebebini ve anne kalbinin farklılığını bir kere daha anlıyorum.

Anneler işte böyledirler… Bir kere hasret, bir keder veya bir coşku yüreklerine düşmüşse, onları teskin etmenin veya onlara soğukkanlı olmalarını tavsiye etmenin anlamı yok. Aslında, onlarla aynı boyutta da değiliz ve olamıyoruz da. Onlara şaşırmak da yersiz bir şeydir. Bir ayrılık veya bir başka heyecanlı hâdise karşısında bu kadar hassas olmak, o hadisenin etkisinde kalıvermek onların kendi seçimleri de değil.

Duyarlı olma bahsinde anneleri hatırlatan şairler veya şair ruhlu insanlar için de, benzeri bir durum söz konusu… Onların da, hâdiselerin getirdikleriyle, diğer insanlardan daha fazla hırpalanmaları kendi seçimleri değil…

Bence, şairlik veya annelik, çok ciddî bir sınavdır. Durup dururken, ani bir duygu seline kapılıvermek, yalnız yaşanan ânın değil, aynı zamanda geçmişin ve geleceğin farkına, umulmadık bir yer ve zeminde, diğer insanlardan daha derin ve farklı bir şekilde, tekrar tekrar varmak dayanılması zor bir durum olsa gerek…

Bu denli hassas olmak, insanı, kendisini ve hâdiseleri ciddî olarak sorgulamaya, onların ötesinde ne olduğunu anlamaya itiyor. Bir annenin veya bir şairin yaşadıkları bazen, insanı haddi olmayarak kadere karşı geçici bir kırgınlığa kadar götürebiliyor. Ama bu badireyi atlattıklarında, kalpleri hüzünlerin ve endişelerin keskin darbeleriyle daha bir işlenerek, sanki fazlalıklarından kurtularak, değerli birer eser olma yoluna girmiş bulunuyor. Ve kendilerini en iyi yine Allah’ın bildiğini anlamış oluyorlar.

Annelerin veya şairlerin bir kişilik bir ömrü sürdüklerini söylemek çok zor… Sadece bir kişinin hüzünleri veya sevinçleri değildir yaşadıkları. Onlar kalabalık yaşıyorlar, onlara tesir eden şey, kendi dertleri veya sevinçleri olmayabilir. Başkalarının da sevinçlerini veya üzüntülerini de paylaşırlar, hatta yaşarlar. Nasılsa yeryüzünde sevinçli veya hüzünlü bir insan vardır. Hiçbir şey bulamazlarsa, kendi gönül saatlerini kurar ve onun melodisini dinlerler.

Acaba hiçbir sevinci tatmıyorlar mı bu insanlar peki? Mutlaka tadıyorlar. Ama sanıyorum, dünyanın iğretiliğini, her şeyin ne denli zayıf ve fani olduğunu yüreklerinde devamlı bir şekilde duyuyor bulunmaları, sevinçlerini içlerinden gele gele yaşamalarına da izin vermiyor. Çoğu zaman da “sevinçteki yitirme korkusunu” “ayrılıktaki ümit” ile takas ediyorlar. Dünya, aslında herkese, kendisinin geçici ve kararsız bir yer olduğunu değişik biçimlerde anlatıyor ve hissettiriyor. Ama dünyanın bu fani olma hâli, annelerin veya şairlerin yüreğinde karşılığını daha derin bir şekilde buluyor.

Anneler ve şairler… Birbirlerini en iyi anlayacak olan kişiler bence onlardır. Ve onları da en iyi bilen de, onlara şefkati ve inceliği veren Allah’tır. Bu sebeple olsa gerek, bana göre, Tanrıya en çok annelerin ve şairlerin ihtiyacı var!

İnsanların, sadece kendi dertlerine ağladıkları, kendi sevinçlerini de başkalarından kıskanarak ve saklayarak yaşadıkları zamanımızda, annelerin ve şairlerin içlerinde taşıdıkları, o “”yakıcı”" ve “”öldürücü”" duyarlık, en çok ihtiyacımız olan şeylerden birisidir.
-----------------------

SAVAŞ ŞENEL KİTAPLARI

AZ ACILI VE KALICI İNGİLİZCE-YABANCI DİL ÖĞRENMEK İÇİN PÜF NOKTALARI
Kitabın Tanıtım Yazısı
Kitabın Facebook sayfası
Kitabı buradan satın alabilirsiniz: Kitapyurdu.com

(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)

ÇAY SAATİ İÇİN HAFİF YAZILAR


(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)




(Kitabı İmzalı Edinmek İsterseniz Bize Yazınız: savassenel@gmail.com)
-------------------